• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Zalim

2 metre vardı sanırım. Yere öylece serdi arkadaşımız olan dükkân sahibi. Aslında görünen hâli ile acınmayı hak ediyordu ama “çok namussuzmuş!” dedi yere sererken. “Köylülere çok sıkıntı veriyormuş!” “Pek büyük değilmiş” dedim önce. Diyarbakır’da gördüğüm geldiğinden gözümün önüne. Kayaların üzerinde, kayalardan da daha büyüktü neredeyse. Aynı renkte olduğu için zor seçebilmiştim uzaktan. Şimdi yerde uzanmış duran onun yanında “bebek” gibi kalırdı. Benim Diyarbakır’a gidip-geldiğimi bilmeyen arkadaşımız “Kovanların en ağırını seçiyormuş hep” diye devam etti. “Doğada senin-benim diye bir şey yokki, onun yaptığı çok normal” dedi, az önce iki kulağının arasının 3 karış olduğunu ölçen diğer arkadaşım. “Bunun eti yenir mi acaba” diye sordum ama hani denizden babam çıksa yerim, ya da Tayvanlılar kedi yiyormuş geyiğine sarmasa sohbet diye düşünmekten de kendimi alamadım. “Yok” dediler hemen ağız birliği etmişcesine, “yenmez ama pencelerinden ilaç yapıyorlar” diye yanıtladılar. “Manyak bunlar ya!” cümlesi benden de önce davranıp çıktı dışarıya. Çinlilerin Mink hayvanına ettiklerinden bahsettiğimde, Balinalar ve Fok balığı yavrularının acı kaderine de değinmek gerekti. “Batı çok vahşi” diye ekledi, ilaç endüstrisini takip eden. “Balinalar baş aşağı uyuyorlar” demek geçti içimden ama atmosfere pek uygun olmadığından içime sakladım. “İki türü varmış bunların” diye konuyu biraz genişletmek istedim. Hemen renk söylediler ama “hayır” dedim, hani belgesellerde bile görülemeyecek bir bilgiye sahip olduğumu ima ederek. “Birisi sesten kaçar diğeri ise aksine sese gelirmiş. Hem namussuz hızlı koştuğu için..” “Saatte 60 km. hız yapıyor” dedi birisi ve anlattığıma teknik bir katkı yaptığı için biraz da bıyık altından gülümsedi. “ağaca çıksan bile çok iyi tırmandığından, durum iyi bilirdik kompozisyonu yani” diyerek tamamladım sözümü. Kalkma zamanı geldiğinde yere serili post toplandı ve kaldırıldı. Biz dışarı çıksak bile, kendisini koruyacak hiç bir silahı olmayan masum fok yavrusunun iri gözleri ile “gerçek ayı kim?” sorusu içimize çarpa çarpa dolandı durdu...

Yorumlar - Yorum Yaz